Gönderen Konu: Hikayeler  (Okunma sayısı 20 defa)

PurgAtorY

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 1
    • Profili Görüntüle
Hikayeler
« : 02 Aralık 2017, 01:20:14 »
                                                                       Çabaya alkış!

-Naber, napıyorsun görmeyeli ?
-Ne olsun işte ev- okul...
Klasik hayat özetimiz bundan ibaret oldu artık. Hele işe başladıktan sonra cevap : “ Eh işte nolsun, iş- ev, yorgunluk, koşturmaca” olmaya başlıyor. Her geçen günümüz bir öncekinin aynısı, her gelecek gün de pek farklı değil.. Belli bir rutinin içinde yuvarlanıp gidiyoruz.

Genel odağımız ya iş ya da okul. Grafikler, formüller, mali tablolar veya teoriler derken, bir şeyi çözmeyi unutuyoruz; İNSANI ! Sosyalleşmeyi sosyal medyayla, candy crush la oluyor sanıp kendimize ev iş arası bir fanus yaratıp evrende boşluğa doğru sürükleniyoruz... Ekonomide bir insanın mutluluğu nasıl ölçülür biliyor musunuz? Kazandığı gelirle yanı refah seviyesiyle! Para var huzur var diyor yani; gerçekten öyle mi ? Bu tanım biraz eksik değil mi sizce de? Hayat bu değil, ı ı böyle olmamalı..



Marmara’da okurken Sinem Hoca bir keresinde: “ Aşık olun öyle gelin! Sınıftaki arkadaşınıza, metrobüsteki  adama, ağaca kuşa her ne varsa sizi tebessüm ettirecek, hayatı yaşanılır kılacak her ne varsa ona aşık olun, size ödev! ”demişti. Aşk (spesifik biri olmak zorunda değil; ama olursa iyi olur tabii) en basit anlamıyla hayat motivasyonudur; güzel gözlerle bakabilmek için dünyaya açılan yeni penceremizdir. Bu pencereyi açıp nefes almak da elimizde, o pencereyi toz duman içinde bırakmak da... Hayatımız tercihlerimizdir,mutlu olmayı tercih etmek bu kadar zor mu gerçekten ?

Sıkıntı var hastalık var terör var hayat bok gibi vs. vs. Tamam haklısınız, haklıyız hiç bir şey güllük gülistanlık değil. Başımıza türlü türlü dertler gelir, gelir, gelir ve geçer... Bazen değer de geçer, bazen deler de geçer; ama Elbet geçer...Başımıza her ne gelirse gelsin başımıza, yediğimiz kazık ya da yaşadığımız kayıp ne kadar büyük olursa olsun kaybetmememiz gereken tek şey umut...  Umut yaşam ağacımızdaki tutunma dalımız, kolumuz kanadımız. O olmazsa yaşam olmaz.

Umudumuz da aşkımız da derdimiz de tasamız da her şey ama her şey insana dair. İnsanı keşfetmek, onu ilmek ilmek işlemek, çözmek, sevmek çok sevmek gerek... Bunun için yazmak lazım, söylenecek söyleri söylemek... Şarkıda dediği gibi; saçlarından, gözlerinden, bende iyi duran sözlerinden, senden benden bahsetmek lazım kim varsa umudunu kaybeden.  Aşksız kalma düşüncesini bir tarafa itip; yalnızlığı fihristteki eski sevgilinin karşısına koyun. Aşk olsun deyin hep! Aşk olsun, umut olsun, mutluluk olsun.  Aşk bahanesi olsun şiirin...




Günümüzde medyanın da "işte benim stilim" programı başta olmak üzere; empoze ettiği tek şey yargılamak. Kim ne giymiş, nerde takılmış, gıybet de gıybet. Yargılamaktan anlamaya dinlemeye vakit bulamıyoruz... Bir insan kıyafetleriyle gelir düşünceleriyle gidermiş. Giderken bıraktığı düşüncelere kulak asın çabalayın düşünün biraz hissedin insanı ...

Edebiyat bizi daha iyi bir insan olmaya zorlarmış; sırf bunun için bile sevilir edebiyat. Birbirimizin içindeki iyiyi görmek, hayal etmek, yazmak ve yazarken anlamak...  Kolay mı birbirimizi anlamak peki? Asla değil. Sadece klişedeki gibi kadınları anlamak değil, erkekleri de anlamak, kısacası insanı anlamak çok zor. Zor ama çok gerekli...

Erkekler şimdi sözüm size, baktınız  olmuyor anlamıyorsunuz... Unutmayın :  “Kadınlar anlamak için değil sevilmek için vardır.”. Ben şimdilik sizi anlıyorum! Anlamak için sevmek için aşık olmak için yazmak için çizmek için çaba sarf edeceğim, siz de edin lütfen. En azından çabaya alkış değil mi ?
« Son Düzenleme: 02 Aralık 2017, 01:24:01 Gönderen: PurgAtorY »