Gönderen Konu: ŞiiR  (Okunma sayısı 73 defa)

SiiRSeL

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 7
    • Profili Görüntüle
    • Webce
ŞiiR
« : 21 Aralık 2017, 21:17:07 »
Yeni bir sene yeni bir ben...
Yeni yıl, yeni hayaller, yeni beklentiler, yeni heyecanlar, yeni hikayeler.
Hepimizin dileği başta sağlık sonra mutluluk, huzur, para, aşk, ev, yat, kat ve bunların yanına sıralayabileceğimiz umut fışkıran bir çok kelime daha... Hepsi güzel, hepsi anlamlı ve en önemlisi hepsi ortak. Belki de insanoğlunun paylaşabildiği nesli tükenmek üzere olan nadir ortaklıklardan biri; dileklerimiz...
Ortak dileklerimize ek olarak şahsen ben; kendimize olan inancımızı, umudumuzu, öz saygımızı kaybetmeyeceğimiz, birbirimize güvenebileceğimiz, koşulsuz yargılamadan seveceğimiz, birbirimizi kırmayacağımız, yeni ortaklıklara-paylaşımlara yelken açabileceğimiz aşkla huzurla dolu mutlu yıllar dilerim.


Evrene yeni yıl mesajını da unutmadım, o bile var! Öhöm Öhöm Sevgili evrencim ; buz gibi ellerimi kahve fincanlarına sarmalayıp ısıtırken şu günlerde, gelecek günlerin ellerimi ısıtacak sıcacık elleri olan bana değer verip koşulsuz seven bir aşk çalsın kapımı ve o kapıdan girdikten sonra çıkmasın hiç. (gençliğim güzelliğim,yakışıklılığım solup çürümeden bi zahmet ..) Dilekler dilendi hediyeler verildi evrene mesaj bile iletildiğine göre yeni yıla hazırız!
Eveeet şimdi önümde upuzun bir macera yepyeni bir deneyim.. Biraz alışkanlıklarımdan uzakta, endişe verici ama bir o kadar da ihtiyacım olan... Başka ülkede başka insanlarda başka bir dilde; fakat aynı benle.. Kalbimizden geçen ömrüüzden geçsin her şey güzel olsun ozaman diyerek bitiriyorum yazıyı ve gidiyorum...
Görüşürüüüüüüz :)))

 (Kazasız belasız deyip arkamdan su dökmeyi unutmayın sakın!!! )
« Son Düzenleme: 21 Aralık 2017, 21:19:23 Gönderen: SiiRSeL »
Yarım bırakma hiçbir şeyi Ömrümde...Ne renkleri,ne Beni!!
            Ben , Sen , Kendim'im. . .

SiiRSeL

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 7
    • Profili Görüntüle
    • Webce
Ynt: ŞiiR
« Yanıtla #1 : 21 Aralık 2017, 21:57:25 »
Kalbin Aklına Aklın Aklı Ermez...
Ne acayip şey sevmek...
Ortada elle tutulur bir şey olmadığını bile bile. hayal kura kura o kadar inandırıyosun ki kendini kendi kurguna! Karşılığını hayalinle bağdaştıramayınca duvara tosluyorsun dann diye. Niye yapıyorsun ki bunu ? Hafif bi mazoşistlik belirtisi mi ? Kendine eziyet değil de ne bu ?
Gözünde büyüte büyüte kalbinde besleye besleye o minicik kırıntıyı kocaman bir aşka dönüştürüyorsun içinde. Bunun için kalbine ziyan ediyorsun, yavaş yavaş kemiriyorsun saf duygularını. Koskocaman bi hayal kırıklığı oluşturuyorsun, yoruluyorsun, kırılıyorsun, en sonunda pes ediyorsun... Belki de hiç başlamamıştı sen onu süsleyip püsleyip o süsleri çöpe tıkıştırana kadar. Yapma bunu... Yapma... Ama yapmadan da olmuyor ki... Kalbini beslemeden o koru alevlendirmeden o karnındaki kelebeklerin kanatlarını çırptırmadan nasıl sürdüreceksin ? Nasıl göz yumacaksın ? Nasıl ? O da olmadı... Hep bi soru işareti kaldı aklımda.. Hep eksik cümleler. Hiçbir şey mantığıma sığmıyor düşünceler yığını, bir yerlere itelemekten ötelemekten adım atamıyorum artık."Sussam olmuyor susmasam olmaz." diye ne güzel demişler dimi? Sorularım sorgularım bu kısır döngü içinde dönüp dururken küflenmiş masallara kulak tıkayıp yeni cevaplar arıyorum şimdi kendi masalıma..

Aslında başıma gelenler bu döngünün sonu değil daha çok başında. Rüya gibi.. Masal gibi... Hayal ettiğim gibi... Sonra kilometreler... Farklılıklar.. Uzaktakı ırak ya hep... Yanımda olsa belki bulutların üstünde olacağım, umursamayacağım... Ama ilişki yarım yamalak mesajlara düşünce... Ben de düştüm... Düşünmeye başladım. En kötüsü de o düşünmeye başladım... Çok sevdiğim bi söz vardır ispanyolca.

"El amor no se piensan se sienten. Y si intentas razonar tu corazon... Pierdes la razon..."

Sözün özü şu eğer söz konusu aşksa, sevgiyse yoktur düşünceye yer. Aşk sadece hissedilir derinlerde bir yerlerde. Eğer kalbini sorgulamaya başlarsan, kaybedersin sebebini.... Hiç varolmamış gibi.. Belki de doğrudur... Sevgimi kaybetmeden sorularımı cevapsız bırakmayı öğrenmeliyim galiba... Ne demişler..

"Kalbin aklına aklın aklı ermez.."
Yarım bırakma hiçbir şeyi Ömrümde...Ne renkleri,ne Beni!!
            Ben , Sen , Kendim'im. . .

SiiRSeL

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 7
    • Profili Görüntüle
    • Webce
Ynt: ŞiiR
« Yanıtla #2 : 21 Aralık 2017, 21:58:32 »
Yeni bir "yine"yle başlıyorum sözlerime... Her zamanki gibi yine fazlasıyla uzun bir ara verdim yazmaya, yine yine yine ...

Kendime çok kızıyorum böyle yapınca, yazı yazmaya ara vermek kendime ara vermek ruhumla araya duvar örmek gibi geliyor. Seviyorum yazı yazmayı kelimelerle kendimi birleştirmeyi, onlara sıkı sıkı sarılmayı... Terapi gibi belki de başını birinin omzuna yaslamak gibi huzur verici, dinlendirici sanki... İhmal edilmeyi hak etmiyor kalbimle örülü cümlelerim....

Hak etmiyor hak etmemesine de bir yandan da bardağın dolu kısmından bakmak gerek.. Genel olarak yazı yazmaya ihtiyaç duyduğum kelimelere sıkı sıkı sarılma isteğim hüzünlü belki de depresif olduğum anlarıma denk gelir.. Uzun zamandır yazı yazmanın aklıma, kelimelerin parmak uçlarıma gelmemesinin sebebi artık üzülmüyor ve de üzülmek istemiyor olmamdan kaynaklanıyor.. Gözyaşlarımla ıslanıp üşüyecek kelimelerim yok artık benim. Yağmur sonrası açan güneş gibi kasvetli bulutları kaldırıp gönlümün salonundan umut dolu rengarenk gökkuşaklarına perdemi aralıyorum...       
                           
Her şey bir yana genel olarak gözümde büyüyor her şey bu sene. Her şeyi yapacağım diye düşünmekten hiçbir şey yapmaz halde buluyorum kendimi. Hayatta o kadar çok ama o kadar çok hazinemde saklamam gereken bilgi var ki, nereden başlayacağımı bir yol gösterici olmadan bilemiyorum, bulamıyorum. Kitap okuyayım diyorum, giriyorum kitap satan bir dükkana, bakınıyorum bakınıyorum ama yok beni çeken tek bir kitap bile bulamıyorum. Benim okumam için kitabın beni heyecanlandırması, tavlaması içine çekmesi lazım ama nerdeee o kadar okunmayı bekleyen kitap var ki orada, içine çekeceğine üstüme üstüme yürüyorlar sanki. Zaten son kitap arayışımda dükkandan ispanyolca gramer kitabı alıp çıktım ve bu ara romanvari bir kitaba hazır olmadığıma kendimden ümidi keserek kanaat getirdim.
                             

Ders çalışayım diyorum tabii o da hikaye... Hava güzel amandı zamandı bir üniversiteli öğrenci rahatlığı (neyin rahatlığıysa.. ) derken o da olmuyor. Beni mutlu eden heveslerimle günlerimi geçiriyor onlara olan şevkimi iyi değerlendirip kendimi motive ediyorum. Hayat da genel olarak güzel bu aralar, biraz eksik biraz fazla nasıl olsa döner dünya diyerek.. Kalbim de beynim de sonunda rahat, dingin, huzurlu... Yazın bana göz kırpmasıyla birlikte içim ısındı sanki, düzeliyor tamir oluyor ruhum. Acelem yok şüphem yok umudum var bir tek. Gidenin ardından su dökmedim bu sefer bir daha gelmesin, bir daha beni üzmesin diye. Onun yerine gelenlere misafirperverlik yapıyorum gönül bahçemde sofralar kuruyorum yeni güller açıyorum yüzümde. Gelsinler hoşgelsinler diye...
Yarım bırakma hiçbir şeyi Ömrümde...Ne renkleri,ne Beni!!
            Ben , Sen , Kendim'im. . .

SiiRSeL

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 7
    • Profili Görüntüle
    • Webce
Ynt: ŞiiR
« Yanıtla #3 : 21 Aralık 2017, 22:02:33 »
Hiçbir şey eskisi gibi olamaz...


Anladım ki her yenen kazık biraz daha büyütürmüş insanı, biraz daha anlamsızlaştırırmış dünyayı...       
Hayat treninin her peronunda bir yolcu daha yeni gelip bavullarını yavaş yavaş boşaltmaya başlarken başka bir yolcu eşyalarını çoktan toplamış bavulunu alıp çekip gitmiştir bile kader yolumuzdan...
Çeşit çeşit yolcusu vardır bu yolun... Bazısı güzelleştirir durağımızı sanki biraz daha beklemeli dedirtir, bazısı da gitme vaktimizi acı sirenlerle hatırlatır bize öyle ki kaçmamız gerekir koşa koşa...

                         
   
Böyle karşısına geçip; uzaktan dura dura, durak durak bakınca yolumuza, geçtiğimiz -üstesinden gelebildiğimiz- tüm duraklar her ne kadar zorlu, ne kadar engebeli, ne kadar acılı da olsa onlar bizim biraz daha farklı belki de biraz daha başarılı bir insan olmamızı sağlıyor.
Neden başarılı derseniz, her bir durağı son durak sanıyoruz.... Onlara yerleşke muamelesi yapıyor, düzenimizi kuruyor ve alışkanlık haline getiriyoruz.... Tren aniden tekerleklerini yavaş yavaş rayından çıkarıp dönmeye başlayınca sağlam sandarak bastığımız o yer deprem olmuşçasına sarsılmaya başlıyor, düzenimiz tepe taklak oluyor ve yaşanmaz hale geliyor... Bu sefer taşınmak, yükümüze yaşanmışlıkları da katarak yeni durağımıza doğru yavaş yavaş adım atmak zorunda kalıyoruz...
Her taşınış bir sil baştanı getirir yanında... Kendimizi, tanıdığımızı zannettiklerimizi ve belki de tüm hayatımızı sorgularız hiç bilmediğimiz bir yerin yolcusuyken. Yeni yaşama alanımızı keşfedince de başka başka çevrelere düzenlere göre yaşamaya, onlara ayak uydurmaya çalışır önce kendimizi sonra da başkalarını tanımaya en baştan yeni baştan sil baştan başlarız...

                           

Bu duraklar ayda bir beş yılda bir yirmi otuz yılda bir değişir... Belki de hiç değişmez.... Yediğiniz kazıkların şiddetine göre değişir o süre... Belki de ilk durağınız son durağınızdır orasını yolcu gösterir...
Bildiğim tek şey benim ilk durağımın son durağım olmadığı... Alışkanlık, çok güvenmek, iyi niyetli olmak fedakarlık yapmak gibi kavramlar insanı daha iyi başkalarını daha mutlu kılacağına sadece seni daha enayi durumuna düşürüyor. Sanki dünya koskoca bir oyun sahnesiymiş de sahnesini kaçırmış repliğini unutmuş tek oyuncu belki de hiçbir rolü olmayan bir figüran olduğunu farkediyorsun. Acı... Karşılıksız artniyetsiz sevginin güvenin yerini çıkarlar alıyor sanki. Saflık giderek yok oluyormuş gibi geliyor. Ama bir umut başka bir durağa varmayı bekliyorum. O durağın benim durağım olmasını dileyerek.

                               

Hayat, duraklar, duygular, düşünceler bukadar değişirken nasıl oluyor da ilişkiler yürütülüyor? Aklımda bu soru takılı uzun süredir. Yani biz eski biz değilken nasıl olur da senelerce aynı şekilde sevip güvenebiliriz? Ben kendimi anlamaz bazen kendimi sevmezken nasıl kesintisiz anlayış sevgi tartışmasız bir yaşam düşünülebilir... Kendimizi her seferinde tanımaya çalışırken nasıl olur da karşımızdakini anlayıp ortak yol buluruz? Bence bu soruların cevabı net bir şekilde yok;çünkü böyle bir şey olmasına imkan yok. Sanırım alışkanlıklarımızı töleransımzı arttırarak devam ettiriyor ve kendimizi her şey eskisiymiş gibi düşünmeye sevk ediyoruz. Aslında hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Bir nehirde aynı suda iki kere asla yıkanılmaz...
Yarım bırakma hiçbir şeyi Ömrümde...Ne renkleri,ne Beni!!
            Ben , Sen , Kendim'im. . .

SiiRSeL

  • Genel Moderatör
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 7
    • Profili Görüntüle
    • Webce
Ynt: ŞiiR
« Yanıtla #4 : 21 Aralık 2017, 22:03:32 »
İyi ki...
Bildiğim tek bir şey varsa değiştiğim, değişebildiğim. İyi ki değişebildiğim... İyi ki dönüyormuş dünya.. İyi ki biz de uyuyormuşuz ona.

Zaman sen farkında olmasan da içten içe iyilik eder sana...

Belki de kimsenin senin için değişmesine gerek duymadığında değişir hayat

Huzursuz ilişkiler kuşağıyız biz... Bir sevgiyi taşımayı bilmiyoruz... Ağır geliyor. Alışkanlıklarımız kızgınlığı taşımaktan yana... Daha iyi bildiğimiz bir eylem, kaslarımız buna daha dayanıklı... Bir sevgiliyi sevmenin sorumluluk-sabır bilinci kaybolmuş çoğumuzda...

Eski bir hikâyeyi anlattığımda “senden nasıl nefret edebilir ki bir insan” diye sormuştu bir arkadaşım şaşkınlıkla...

“Benden nefret etmek beni özlemekten daha kolay” demiştim... Kolayına kaçarız hepimiz...,Değişen bir şey yok... Birileri gelecek, bir süre için hayatı değiştirecek... Sonra her şey aynı... Yollar aynı, kuşlar aynı, aylar aynı...

Sen yaranı göstermiş olacaksın ona. Diyeceksin ki “bak buradan vurdular beni...” Orayı öpecek can-ı gönülden. O öptükçe sen “iyileştim” sanacaksın, “bu sondur” diyeceksin...

Sonra gün gelecek ... Öptüğü yerden vuracak seni...

Biri gelecek, hiçbir şey değişmeyecek...(...)
“Kelimelere dikkat etmek gerekir, kaderimiz olur...” cümlesi Allahım ne doğru...

Unutabilmek için suçluluk duygusu ya da kızgınlık taşımaya gerek yokmuş... Duyguların adaleti yerini bulsun istiyor ya insanın kırık kalbi... Bana bunu yapanın yanına mı kalacak bütün bunlar diye sorarken ne çok yoruluyor aslında...

Ne saçma değil mi? Bir şey kaybediyorsun...

Ama bu aşka, ama bu evliliğe ama bu arkadaşlığa ama bu aile birliğine inancın oluyor...

Bu inancı senden alıp götürene bir bakıyorsun ki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor hayatına... Gülüyor, para harcıyor, bir başkasını seviyor, kavga ediyor... İçinde beslediğin kızgınlığın ve kırgınlığın bile ne kadar değerli olduğunu fark ediyorsun o anda...

Ne anladım biliyor musunuz...

Bir kızgınlığı yürekten salmak çok şey

değiştirir aslında...

Yara hızla iyileştiğinden kimsenin üzerine bir kabuk daha bırakabileceği hiçbir iz kalmaz insan hayatında.

                                                                                                                                              - İclal Aydın..
Yarım bırakma hiçbir şeyi Ömrümde...Ne renkleri,ne Beni!!
            Ben , Sen , Kendim'im. . .